dersambari.goo-dart.com

BİLGİ VE SLAYTLARDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDİR!!!
 
AnasayfaKAPIKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Pisagorculuk / Felsefi Görüşler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ZypLorD
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 640
Kayıt tarihi : 13/04/09
Yaş : 25
Yer : 'imden sanane :)

MesajKonu: Pisagorculuk / Felsefi Görüşler   Çarş. 15 Nis. 2009, 16:02

Pisagorcuların amacı; insanın kendisini, beden ve ruh göçüne köle
olmaktan kurtarmaktır. İnsan ne denli kötü ve günahkâr bir yaşam
sürerse, öldükten sonra ruhunun aşağılayıcı bir hayvan bedenine girme
olasılığı o denli yüksek olur.

Pisagorcu cemaat yalnız dini
nitelik taşımakla kalmamış aynı zamanda siyasî bir nitelik sergilemiş
ve siyasî amaçlar belirlemiştir. Bu anlamda Pisagorculuk, Kroton ve
öteki bazı güney İtalya kentlerinde uzun zaman iktidarı elinde
tutmuştur. Pisagor siyasette cemaati ile uzlaşabilmiş değildir. Belki
de o Kroton'dan bu nedenle uzaklaştı ve gittiği yerde de öldü.

Pisagorcuların
siyaset ile ilgilenmeleri kendilerinin felaketi olmuştur. Çıkan bir
isyanda cemaatin merkezi yıkılıp yağmalanmış ve cemaat dağılmıştır.
Buna rağmen bu okulun bilim ve sanat alanındaki etkileri daha uzun bir
zaman kendini hissettirmiştir. Pisagorcular özellikle bilim ve sanattan
yararlanmışlar, bir başka deyişle belli bilim ve sanat çeşitleriyle,
yani matematik ve müzik ile çok yakından ilgilenmişlerdir.

Pisagor'un
bunlarla ne ölçüde ilgilenmiş olduğunu, ona ait olduğu söylenen
fikirlerin gerçekten onun olup olmadığını belirlemek güçtür. Bütün
bunlara rağmen Pisagor tarikatının bir felsefe, bir bilim ve bir sanat
ocağı olduğundan kuşkulananlayız.

Pisagor konusundaki
bilgilerimiz yetersizdir. Onun ile ilgili bilgilerden; onun filozoftan
çok bir din adamı, bir din iyileştiricisi olduğunu biliyoruz. Aristo
bile hiçbir zaman bir Pisagor felsefesinden söz etmez, sürekli
Pisagorcuların felsefesinden söz eder. Tüm bunlara karşın Pisagor'un
zamanında etkili olduğunu vurgulamalıyız.

Onun din
yenilikçiliğinin temelinde, ruhun ölüm sonrasındaki durumu problemi
vardır. Ona göre ruh bedene zincirlenmiştir, beden ruh için bir
hapishanedir. Ölüm sonrası ruh başka bir bedene göç eder. Bu göç, ruhun
dünyadaki yaşamına bağlı olarak sonuçlanır.

İyi ve temiz bir ruh
yüksek bir bedene göç eder. Fakat ruhun gerçek çabası; özgür yaşamak,
yani bedene bağımlı olmaksızın mutlak ruh durumuna ulaşabilmek
olmalıdır. Bu amaca ulaşabilmek için, Pisagor öğrencilerine bazı yollar
gösterir: Et yememek, yalnızca bitkisel gıdalarla beslenmek, kanlı
kurbanlardan kaçınmak. Ruhun arınması ve bedenden ayrı bir yaşama
ulaşabilmesi için bilim ve sanattan yararlanılır.

Pisagorcuların
öncelikle uğraştıkları sanat "musikî", bilim ise "matematik". Bir
geometri probleminin, "Pisagor problemi"nin, haklı ya da haksız
Pisagor'a dayandırıldığı herkesçe bilinir. Pisagorcular müzik ile
matematik arasında sıkı bir bağ kurmuş ve bu iki bilimde önemli
buluşlar yapmışlardır.

Özellikle telli sazlarla uğraşan
Pisagorcular, telin uzunluğu ile sesin yüksekliği arasında belli bir
oran bulunduğunu ortaya koymuşlardır. Teli uzatıp kısaltarak sesin
çeşitli perdelerini yakalamışlardır. Uyumlu ses telin uzunluğu ile,
yani bir takım sayısal oranlarla ilgilidir.

Felsefe tarihinin
başlangıcındaki filozofların genelde ortak noktaları vardır: Bunlar
başlangıçta tek tek birtakım gözlemlerden yararlanırlar ve sonra da
bunları genelleştirirler. Sözgelişi Thales, suyun gerek bedensel ve
gerek beden dışı doğa için taşıdığı değerin büyüklüğünü görmüş ve
böylece herşeyin sudan oluştuğu sonucuna varmıştır. Anaksimenes havanın
değeri ve önemini, gözlemlerden hareketle belirlemiş, herşeyin
temelinin hava olduğu sonucuna varmıştır.

Pisagorcular uyumlu
seslerle sayısal oranlar arasındaki bağlantıdan hareket ederek,
herşeyin temelinin sayı olduğu, evrendeki tüm oranların sayısal olduğu
sonucuna ulaşmıştır. Böylece Pisagorcular dahil, daha önceki
filozoflarda, arche (maddenin aslı) kavramına tanık oluyoruz.
Pisagorcular arche olarak sayıyı benimsemekle ileri bir adım atmış
oldular. Çünkü onlar maddenin aslının, su ve hava gibi somut birşey
değil de, tam tersine, soyut birşey olduğunu ileri sürmüştür.

Pisagorcular
başka bakımdan da öteki filozoflardan ayrılırlar. Pisagorculara gelene
kadar maddenin kaynağı olarak tek bir ilke benimseniyordu. Pisagorcular
ise maddeye biçim veren, maddeyi sayılabilir yapan ilke yanında bir de
bu ilkenin, üzerinde etkili olacağı biçimi olmayan birşeye gereksinim
duyarlar.

Böylece Pisagorcular, Milet okulu filozofları gibi
monist (taklit) olmayıp dualisttirler (ikililik). Yani herşeyin
başlangıcına bir ikilik koyarlar. Sözkonusu olan bu iki ilkeden birisi
biçim verendir, ikincisi ise sınırsız ve biçimsiz olandır.

Pisagorcular
evrenin her yerinde; bir yanda sınırsız bir ilke ile öte yanda
belirleyici bir ilkenin arasındaki zıtlığı bulmuşlardır. Bu zıtlık
sayılarda da vardır: Tek-çift sayılar gibi. Ayrıca bu ikilik öteki
birçok oranlarda da vardır. Sözgelişi sağ-sol, kadın-erkek,
kare-dikdörtgen gibi. Pisagorcular, yaptıkları analojilerle
(benzetmeler) bu görüşlerini sonunda bir oyun şekline getirmişlerdir.
Nitekim "adalet" ile "kare sayılar"ın ilişkili görülmesi oyundan başka
ne olabilir? Bu, düşünce tarihinin garip oluşumlarından yalnızca
biridir.

Sayılar ile uğraşanlar, bu uğraşılarının çok sınırlı
olmasına rağmen, bunlardan gizemli (mistik) bir sonuç çıkarırlar. Gerçi
insanlarda, madde'nin arkasında gizemli bir oranın gizli olduğuna
inanma eğilimi çok güçlüdür. Sözgelişi bugün bile içinde yaşanılan
savaşın ne kadar süreceğini matematiksel olarak hesaplamak isteyenler
vardır.

Batının düşünce tarihinde sayı gizemciliğini
(mistisizmini) en ileri götürenler Pisagorcular olduğu halde, sayılarla
ilgili bilime kesinlik kazandıranlar da onlardır. Yunan biliminde
matematik biliminin gerçek kurucuları Pisagorculardır. Onların
matematiği kurmuş olmaları çok ilgi çekicidir. Çünkü bu buluşta, Yunan
düşüncesinin karakteristik bir yanı da açığa çıkmıştır.

Bugün
sayı denilince aklımıza sayılar dizisi gelir. Oysa Pisagorcular sayı
dizisiyle hiç ilgilenmemişlerdir. Zaten onlar "sıfır"ı bilmiyorlardı.
Sayı dizisini "bir" ile başlatıyorlardı. Sıfırı sonradan Hintliler
buldu ve onlardan Araplara geçti. Matematikte sıfırın bulunması önemli
bir ileri adımdır. Bununla sayıları basit bir biçimde göstermek olanağı
sağlanmıştır.

Pisagorcular sayıları birtakım geometrik kümelere
ayırarak inceliyorlardı. Bugün böyle kullanılan sayıların "kare" ve
"küp"ü deyimleri Pisagorculara aittir. Onlar sayıları hep geometrik
şekillere göre kıyaslıyorlardı. Sözgelişi:
Kare sayılar dedikleri 4'ü ( ile, 9'u (: ile gösteriyorlardı.

Daha
da ileri götürerek dikdörtgen sayılar diye bir küme kabul ediliyordu.
Çünkü, sözgelişi 6 sayısı ancak şu şekilde gösterilebiliyordu:(:.
Ayrıca piramit sayılar vb. söz konusuydu. İşte Pisagorcular kare,
dikdörtgen, piramit vb. sayılar dedikleri sayı dizilerinin
özelliklerini bu sayılara karşılık geometrik şekillerin özelliklerinden
çıkarmaya çalışıyorlardı. Böylelikle sayıların özelliklerini geometrik
bir biçimde canlandırmak ya da matematik bilimini doğrudan doğruya
geometriye dayandırmak istemişlerdi.

Pisagorcuların bu girişimi
bize Yunan düşüncesinin çok belirgin bir niteliğini açıklar: Yunanlılar
her-şeyden önce gözlemci insanlardır. Onlar herşeyi canlı şekiller
halinde görür, bu konuda çok yetenekli bir ulustur. Sözgelişi
Anaksimandros'un evren düşüncesi, evrene en yüksek derecede somut bir
biçim kazandırmış bir tasarımdır.

Buna karşın, her türlü şekil
ve somutluktan yoksun olan soyut bir düşünce biçimi Yunan karakterine
hiç uymaz. İşte bu yüzden tam anlamı ile soyut olan ve
somutlaştırılamayan sıfır sayısını Yunanlılar bulamamışlardır. Yine bu
nedenle, Yunan düşüncesi sayıları geometrik şekiller biçiminde anlamak
yolunda ilerlemiştir.

Oysa XVI. - XVII. yüzyıldan bu yana modern
matematik bunun tam aksi yönde gelişmiştir. Modern matematiğin başında
yer alan analitik matematik, özellikle de, geometriyi aritmetik şekline
dönüştürmek ister. Sözgelişi daireyi analitik geometriye, düz doğrulara
ve birtakım matematiksel eşitliklere dönüştürmeye çalışır.

Kısacası
modern matematik, geometrik şekillerin özelliklerini belirlemeye çaba
gösterir. Yani, Yunanlıların aksine, geometriyi matematiğe dayandırır.
Yine modern matematiğin temelini sayılar sistemi ve bunun
genişletilmesi oluşturur. Oysa Yunanlılar, ta... başlangıcından bu
yana, sürekli somut bir geometrici kafasına sahiptirler.

Pisagorcular
sayıların özelliklerini geometrik ve somut bir yolla incelerken,
özellikle de bir noktada büyük güçlükle karşılaşmışlardır. Bu güçlük,
onların keşfedip de sonuna kadar götüremedikleri irrasyonel foran dışı)
sayılardan kaynaklanıyordu. Bu keşif Pisagorcuların tüm düşüncelerini
altüst etmiştir. Çünkü onlara göre maddenin özü olan sayılar, tam
sayılardır.

Oysa, özellikle geometri alanında bu düşünüş her
zaman doğru çıkmıyordu. Karenin kenarlarının köşegenlerine olan oranını
araştırırken, Pisagorcular bu oranın, bir tam sayıyla
belirtilebileceğini var sayıyorlardı. Karenin kenarı "l" olsun,
köşegenleri "V2"olur. Pisagorcular bu "V2" ifadesini henüz
bilmiyorlardı.

Bugünkü matematik dilinde bu "V2", irrasyonel bir
sayıdır. Yani, hiçbir tam sayı ya da kesir ile, bu kesir ne kadar
büyükte olsa, ifade edilemeyen ve fakat sonsuz bir ondalık kesir
sistemi ile yaklaşık olarak ifade edilebilen bir niceliktir. Bu gerçek,
Pisagorcuların düşüncelerini çıkmaza sokmuştur. Zira bu yüzden karenin
kenarlarının köşegenlerine olan oranın, bir tam sayı ile ifade etmenin
olanaksızlığı ortaya çıkmıştır. Bu güçlüğü aşabilmek için Pisagorcular
matematiğe "sonsuz küçük" kavramını sokmuştur. Onlar: Karenin
köşegenini ve kenarını sonsuza bölerek, bu işlemin sonunda, bir yerde
uyumlu sona ulaşacaklarına inanıyorlardı.

Oysa böylece yeni
birtakım güçlüklere yol açan bir kavram işin içine karışmış oluyordu.
Sonsuz küçük ve sonsuz büyük kavramlarında gözlenen çatışkılarla
(antinomiler), sonradan özellikle Zenon uğraşmıştır.

Siyaset
alanından çekilerek cemaatleri dağılan Pisagorcular çeşitli yerlere
dağılarak okullarını, bilimsel etkinliklerini sürdürdüler. Bu sonraki
Pisagorcular daha çok astronomi ile uğraşmıştır. Dünyanın evrenin
merkezinde olmadığını, bir yıldız çevresinde döndüğünü var saymakla
Kopernik'in görüşüne yaklaşan ileri bir hamle yaptılar.

Bu son
Pisagorcuların en önemlilerinden birisi, Eflâtun zamanında yaşayan ünlü
matematikçi "Archytos" ile hekim olan "Alkmaion" dur. Alkmaion'un
önemli tıbbî bir keşif yaptığı var sayılır. Söylentilere göre: Beyin ve
sinirlerin önemini ve algının oluşması için dıştan gelen bir uyarıcının
sinirler aracılığı ile beyne aktarılması gerektiğini keşfetmiştir.

_________________






Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Pisagorculuk / Felsefi Görüşler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
dersambari.goo-dart.com :: DERSLER :: FELSEFE :: Metin Halinde Belgeler-
Buraya geçin: